Siz Hiç Birisine Gerçekten Bağlandınız mı ?

  • "Bağlılık mı Dediniz ? İşte Size Gerçek Bağlılık..!!"
  • "Peki Ya Çaresiz Hissettirebilmenin Verdiği Haz Duygusu ??"

Kendini Bana Teslim Etmeye Hazırmısın ??

Aslında bondage, ingilizce anlamı ile, bağlılık-kölelik manasına gelir. Bundan zevk alma durumu ise, parafili lügatı ile, vincilagnia olarak bilinir. Kelepçeler, kollardan yatağa bağlama, kolları ve ayakları bağlama gibi hareketlerin tümü bir şekilde bondage kapsamına girer.Bondage her kültürde bir şekilde yer etmiştir ancak sığ ve salt bağlama manasında bir yeri olmuştur. Bu konuda ilgilendiğimiz anlamda bondage ise, “Japanese Bondage”, yani Japonlara özgü bir iple bağlama/esir etme sanatı. Sıradan bondage anlayışının çok ötesinde olan bu kültür ile ilgili olarak devam edeceğiz...

Japanese Bondage nedir ?

Japonca ismi ile “Shibaru” veya diğer bir deyişi ile “Kinbaku” veya “Sokubaku”. Kendine özgü bir çok çeşide sahip bir gelenek olan Shibaru, Japon geleneğinde cinsel bir doyum aracının ötesinde, tamamen estetik kaygılar içinde gerçekleştirilen bir sanattır. Ciddi anlamda çok gelişmiş bir ritüeli vardır.Japanese bondage için kullanılan, bir ucunda bir çengel bulunan ipin adı, “Kaginawa”, bağlayan ustanın adı “Nawashi” ve bağlanan mutinin adı ise “Jujun” olarak bilinir...

Tarihçesi..:

Japon tarihinde Shibaru, çok eskilerden beri varolmakla birlikte, ritüel manada temelleri 1742 yılında, Tokugawa döneminde, suçlular için ceza ve işkence yöntemlerinin belirlenmesi ile ortaya çıkmıştır. Ceza yöntemleri arasında, öldürülmek, köleleştirilmek, tecavüz, işkence ve ağır işlerde çalıştırılmak gibi örnekler bulunur ve işkence yöntemleri 4 temel esas etrafında toplanır. İlk ikisi, kırbaçlama ve taşla ezme gibi, batı dünyasında da çokca kullanılmış metodlar olsa da, diğer ikisi, iple bağlayarak hareketsiz hale getirmek “ebizeme” ve iple bağlayarak sallandırmak “tsurizeme”, Japon geleneğinin iple bağlama konusundaki hassasiyetini de anlatır niteliktedir. Dev bir flagellation başlığı, Avrupa medeniyetlerinde çokca yer tutup, dallara ayrılırken, Japonlar kırbaçlamayı çok sıradan bulmuşlar ve çok da önemsememişlerdir. İple bağlama ise, en basit şekli ile çeşitlenmiş ve önemsenmiştir.Aslında Shibaru, çok daha öncesine, samurai dönemine dayanan bir olgudur. “Hojojitsu”, ortaçağ askeri geleneğinde, “Nawajutsu”, ninjalar tarafından kullanılan bir teknik, aslında ucunda bir çengel bağlı bulunan bir ip ile yapılan her türlü eylemin adıdır. Nawa Shibaru'nun da kökeninin bu olduğu tahmin edilir. Ninjalar için ise bu ip, yüksek duvarlara tırmanmak, kapıları kilitlemek veya insanları hareketsiz hale getirmek için kullanılmıştır.

Sosyo-Kültürel altyapısı..:

Tarihçesinden kısaca bahsederken, bir parça vurgu yaptığım önemli bir nokta dikkati çekmiştir. Batı uygarlığında çok popüler olan bazı cezalandırma teknikleri, Japon uygarlığının fazla ilgisini çekmemiştir ancak batıda pek yankı bulmayan ve sadece hareket etmeyi engellemeye yarayan iple bağlama, Japonlar için bir vazgeçilmez olmuştur. Bunun iki temel nedeni vurgulanabilir.

1- Gururun Japon toplumu açısından önemi. Bunu kısaca açacak olursak, aslen Shibaru, bir cezalandırma yöntemi olarak anlamını, toplum içerisinde teşhir edilmek sureti ile gösterir. Bağlanan suçlular halkın içinde gezdirilir ve özellikle kadın suçluların bedenlerini, halkın oyuncak gibi kullanmasına izin verilirmiş. Kadınlar bağlı bir şekilde, cinsel anlamda uyarılarak aşağılanır ve diğer insanların önünde küçük düşürülürmüş. Çok ilginç bir bilgi, eski çağlarda uygulanan bu cezalarda, suçlunun toplumsal sınıfına göre farklı bağlama teknikleri olduğu yönünde. Her suçlu için farklı rütbede polisler bağlama görevini üstlenirlermiş çünkü yanlış bir bağlama, hem suçluyu gereğinden daha fazla aşağılar hem de bağlayan polis memurunu küçük düşürürmüş. Japon medeniyetinin tarihsel gelişiminde, eşitsizlik ve sınıf ayrımının yerinin büyüklüğü gözönünde bulundurulduğunda, bu da çok anormal gözükmüyor aslında. O dönemde kullanılan bazı bağlama tekniklerinin, geleceğe aktarılamadan yokolup gittiği söyleniyor. Büyük ihtimalle, çok yüksek toplumsal sınıflardan olan kişiler için geliştirilen ve nispeten daha az kullanılan tekniklerdir bunlar.

2- Japon kültüründe, cinsel istismarın yadsınamaz yeri. Yine bunu da kısaca açacak olursak, eski çağ Japon medeniyetinde, cinsel suistimal ile cezalandırmak çok geçerli bir konudur. Yani, komşunuzun kızını evinizde hırsızlık yaparken yakalarsanız, ona tecavüz etmeniz eğitimin bir süreci olarak bile görülebilir, en azından komşunuz sizden şikayetçi olmaz çünkü hırsızlık yapan kızının durumu ona göre daha utanç vericidir. Bununla ilgili bir kaç örneğin, 2000'li yıllarda dahi yaşandığını da yine bu araştırmalar sırasında öğrendim. Okul çağında küçük bir çocuğun, hrısızlık yaptığı dükkanda kendisini yakalayan tezgahtar tarafından soyularak, bedeninin cinsel bir oyuncak olarak kullanılması sureti ile cezalandırılması, tabi ki modern çağ Japon yasaları açısından da büyük bir suç ama geleneksel yerini koruyan cezalandırma kültürünü anlatmak için de güzel bir örnek. Lise ve dengi okullarda, tecavüz oranlarının %40 civarında olduğuna dair bir araştırma ile ilgili daha önce okuduğum can alıcı bir makale vardı. Biz buna ahlaki çöküş gözü ile baksak dahi, aslında o tecavüzlerin temelinde yatan, eğitim ve cezalandırma geleneği. Sinema filmlerinde dahi, tecavüz ile cezalandırmayı ve kadınların suç işledikleri zaman itiraz etmeksizin soyunarak tecavüzü kabul ettiğini görürsünüz. Aslında eski çağ Japon geleneğinde, bu konu ile ilgili bir kadın erkek ayrımı yok. Herkese ceza olarak tecavüz edilebiliyor. Geisha kültürü zaten hepimizin aşina olduğu bir durum ve kadının Japon dünyasındaki rolü açısından pek parlak sinyalleri olmadığını bize anlatmaya yeterli. Sonuç olarak, Shibaru'nun temelinde yatan iki etken, toplum içinde küçük düşürme ve cinsel bazlı cezalandırma yöntemleridir ve bu dahi uygulanırken, sınıf farkları gözetilmektedir. Aslında, bugünkü anlamı ile, modern Japon bağlama sanatının gelişimi, ikinci Dünya Savaşı sonrası, Amerikalıların fantezilerini ve kendi bondage yöntemlerini Japonlara taşımaları sonucu, bu anlattığımız tarihçenin bir uyanışı şeklinde olmuştur.